imdi, acukat bir nedir, ne değildir tam bilemiyorum, ama claude levi strauss'un izinden giderek bu (ankara'ya özgü olduğunu varsaydığım) antropolojik görüngünün imlediği kavramı ortaya çıkarmaya çalışacağım. siz şöyle alt paragrafa geçin, ben üzerime rahat bir şeyler giyip geliyorum...
1) acukat kelimesini fonetik olarak incelediğimizde iki kavrama gönderme olabileceğini görmekteyiz. bu kavramlardan birincisi günümüz türkçesinde kullanılan "avukat" kelimesi iken, diğeri ise bir kuşak gençliğin hatıralarına alien tükrüğü gibi nüfuz ederek silinmez izler bırakmış street fighter isimli oyundaki bir karakterin türkçeye avam bir şekilde çevrildiğinde "kodummu oturturum!", daha şairane bir çeviri yapıldığında ise "bu yumruğun çenenle buluştuğunda çıkardığı ses nippon caddelerinde dökülen kiraz yapraklarının fısıltısı gibi" repliğidir. Buradan bu iki kavramı birleştirirsek sözü edilen alt kültürde bu kavramın "dişli avukat" manasında kullanılabileceğini çıkarabiliriz.
2) aynı kelimeyi yapı taşlarına ayırdığımızda ise şu formüllerle karşılaşmaktayız:
-acu+kat=acılı kedi
-acuk+at=a(zı)cık (bana da) (pas ver)at
Bunlardan hangisinin sözü edilen görüngüyü tam karşıladığını bilememekle beraber şahsım adına kuvvetle birincisinden şüphelenmekteyim.
Muhabbetle